BARIŞI YAZACAK KALEMİMİZ, ANARŞİYİ SİLECEK SİLGİMİZ VAR

01-01-2016
Her çocuk özeldir bizler için. Ülkenin doğusu batısı, kuzeyi güneyi diye de bir derdimiz yok! Bu ülkenin her karışı bizimdir, her karışında oynayan çocuğu da bizimdir.

.
    Bu ülkenin tamamını içine alan kocaman bir yüreğimiz var! Bakmadan kimliğine, diline, inancına, coğrafyasına, rengine... Kardeşim diyerek, öğrencim... 814.578 kilometre karelik yurdumuzun her bir köşesindeki canlar canımızdır, kanımızdır. Durmuyoruz, inadına sahip çıkıyoruz insanımıza. Bu çocuklar da bizim bu öğretmenler de! Kitap yolladık koli koli... Defter yolladık... Kalem, silgi vb. kırtasiye malzemesi yolladık. TEOG kitapları ve testleri yolladık. Yüreğimizi, sevgimizi ve kardeşliğimizi yolladık koli koli... Yalnız olmadıklarını ilan ettik, iyi de ettik. Engeller yok muydu, dağ gibiydi. Eleştiriler az mıydı, asla! Yılmadık ama, bıkmadık ve de küsmedik... Bu dağ ne rüzgârlar gördü de bir adım geri atmadı.
     Çermik ve Suruç dediğimiz vakit insanlar biraz duruyordu ama biz durmuyorduk. Terörist deseniz de, bizden uzak olsunlar diye görseniz de, sorgulasanız da, aklınızda bir yerlere çentik atıp not tutsanız da hiçbir şeyi ve hiçbir kimseyi şu çocukların gözlerinin içindeki umuda değişmeyiz. Ne kadar mutluyum bilseniz... Ne kadar mutluyuz. Bu fotoğraftaki çocuklar Diyarbakır, Çermik, Baykal Köyü İsmail Çayırı Ortaokulu ve Şanlıurfa, Suruç, Mehmet Akif Ersoy Ortaokulu öğrencileri... Gülüşünüz yeter çocuklar! Bu gülüş için bunca zahmete değer, inanın!
     "Kardeşlik için bir kitap da sen yolla" diye çıktık yola. Selam verdik sağa sola, sağ olsunlar selamımızı alan yüreği büyük insanlar çıktı karşımıza ve destek oldu çalışmamıza. Köstek olmaya çalışanlara inat! Bu ülkenin doğusu da bizimdir, orada yaşayan çocukları da bizimdir, orada görev yapan öğretmenleri de... Biz kimseyi rengine, diline, inancına ve yaşadığı coğrafyaya göre yargılayıp hüküm vermiyoruz. Sadece şunu biliyoruz; bir işe samimi olarak başlamayı, o işi sabırla sürdürmeyi ve azimle neticelendirmeyi... Gerisi konuşur ancak, biz ise yaparız, farkımız bu! Değil mi ki ülkemiz bir gül bahçesidir. Elbette dikeni de vardır gülü de! Bizler güle meftun olanlarız diken bize neylesin? Bizler oradaki masumlara gönül bağladık düşman bize ne etsin?
    Düşünün, kitap yolluyorsunuz çocuklara bundan daha büyük bir güzellik olur mu? Yolladığınız kitap kolisi dahi sırf Suruç'a gidecek diye şüpheli paket muamelesi görüyor. Bunlar yardım için gidiyor efendi, olurumuz var valilikten, kitap ve kırtasiye dememize, öğretmen olmamıza, yanımızda öğrencilerimiz olmasına rağmen... Bazen imalar bile kalbi yaralar! Neyse yüreğim o kadar dolu ki, ne söylesem az olur.
    Bir selam gönderdik İletişim'den Diyarbakır Çermik'e, Urfa Suruç'a. Şu çocukların gözlerinin içindeki gülümseme yeter de artar bize. Onlara utanmadan bakın, suçlamadan, etiketlemeden, gurur duyarak... Onlar da bu ülkenin çocukları... Ümidimizin goncaları... Boş bırakırsanız çocukları, dışlarsanız gençleri, ötekileştirirseniz insanları kusura bakmayın ama bir tek Doğuda değil ülkenin dört bir yanında canavarlar yetiştirirsiniz. Bu çocuklara terörist derseniz, üzülürüz. Onlardan bize ne derseniz, kırılırız. Gölge etmeyin bari! Bu ülkede güzellikleri de gördük çirkinlikleri de. Gülü tarife ne hacet, ne çiçektir biliriz. Dikeni tarife ne hacet ne dikendir biliriz. Bu ülkede yaptığımız en iyi iş konuşmak ve oturduğumuz yerden herkese ve her şeye bilip bilmeden yorum yapmak... Suya sabuna dokunmadan ahkam kesmek...Hem siyasetçiyiz, hem eğitimciyiz, hem spor adamıyız, hem doktoruz. Bilmediğimiz hiçbir alan yok maşallah! Oysa elimizde olan işi en iyi şekilde yapmak bu vatana ve bu vatanın insanına yapılacak en büyük güzelliktir.
    Sayın Yılmaz Karadağ'ın yüreğinin güzelliğine, Şair Mustafa'nın yanımızda duruşuna ve bizden biri oluşuna, Fırat Üniversitesi Sosyal Bilgiler Öğretmenliğinde okuyan Ahmet ZEYTUNLUK, M. Fethi ŞİRİN ve Süleyman CANPOLAT'ın samimiyet, ilgi ve desteklerine, öğrencilerimizin güçlerinin yettiği kadarıyla; bu bazen bir silgiydi, bazen bir kalem ucuydu, bazen bir çantaydı, bazen de bir kitaptı, bu yardım kampanyasını ve toplum hizmeti çalışmamızı sahiplenişine, hakeza idareci ve öğretmenlerimizin de bizi desteklemelerine ve çalışmamıza sahip çıkmalarına teşekkür ediyorum.
    Yalnız değilsiniz dedik oradaki çocuklarımıza. Orada görev yapan öğretmen arkadaşlarımıza da bir selam olsun dedik gönderdiğimiz kitaplar. Yorgunluğumuza, sıkıntımıza ve uğraşımıza değdi. Şu fotoğraflar yeterli her şeyi anlatmaya... Kimi 'Ne gereği var canım!' der, umursamaz bir şekilde. Kimi 'Teröristlere yardım mı edilir?' der cahilane. Oysa biz durmayı ve onlara laf yetiştirmeyi abesle iştigal etmek olarak gördük. İlkokul 3. sınıfa giden Yiğit Karan'ın deyişiyle "Bir fikrim geldi" dedik ve onu hayata geçirip sonuçlandırdık. Bize kalan ne biliyor musunuz? Şu çocukların yüzlerindeki gülümsemeler... Şu an o kadar rahat mutlu ve huzurluyuz ki! Çocukların ellerinde, cehaletin en büyük düşmanı olan kitaplar var, bundan mı korkuyoruz? Gülerim size... Bu kolilerde kalem var "Barış"ı yazmak için, silgi var "Savaş"ı silmek için. 
    Aynı bünyenin farklı azaları olarak yaşamaya devam ediyoruz. Birimizin ayağına diken batsa canı yanar hepimizin, birimizin tırnağı kırılsa hepimizin tırnağı kırılır. Bu ülkede yaşayan herhangi bir canın gözleri yaşarsa anında bulutlanır kalbimiz. Salası verilse birimizin 'Allah rahmet etsin' dilimizde biter anında. Fatiha okusa birimiz, topyekûn "Amin" deriz. Düğünümüz olsa 'Hayırlı olsun.' deriz. Dağılsa birimiz 'Allah toplasın.' deriz. Çünkü biliyoruz ki 'Acılar paylaşılınca azalır, sevinçler paylaşılınca artar.' Biz buyuz işte!
 
     KAPTAN ( Gürhan Gürses )
Bu Yazıyla İlgili Yorumunuz ?

Okuyucu Yorumları
HIZLI ARAMA

ENÇOK OKUNANLAR
GAZETE İLK SAYFALAR
HAVA DURUMU


ANKARA

NAMAZ VAKİTLERİ

ANKET

Oy Kullan      Anket Sonuçları