ÇAMLIDERE'Yİ HİÇ KİMSE BÖYLE ANLATAMAZ : ÇAMLIDERE VE MANEVİ MİMARIMIZ ŞEYH ALİ SEMERKANDÎ

" NİYET HAYIR, AKİBET HAYIRDIR " Şeyh Ali Semerkandî DERLEYİP YAYINA HAZIRLAYAN : Ali Rıza Atasoy Çamlıdere doğup büyüdüğüm memleketim benim Çamlıdere Havası, suyu, doğal güzellikleri ve minyatürü andıran yerleşim yapısıyla Ankara’nın en güzel ilçesidir Çamlıdere. 

24 Ağustos 2021 03:56
ÇAMLIDERE'Yİ HİÇ KİMSE BÖYLE ANLATAMAZ : ÇAMLIDERE VE MANEVİ MİMARIMIZ ŞEYH ALİ SEMERKANDÎ

               Ankara’nın kuzeybatısında yer alan Çamlıdere; güneyinde Güdül ve Beypazarı, kuzey ve doğusunda Kızılcahamam, kuzeybatısında Gerede ile çevrilidir ve Ankara şehir merkezine yaklaşık 90 km. mesafededir.

                İnsanın doğup büyüdüğü, suyunu içip ekmeğini yediği, havasını teneffüs ettiği, en güzel günlerini geçirdiği, unutulmaz anılarının saklı olduğu memleketini anlatması ne kadar zor!

              Öyle sanıyorum ki her Çamlıdereli için Çamlıdere, bir memleket toprağı olmaktan öte bir tutkunun, bir sevdanın adıdır. İlçemizin manevi mimarı evliyânın büyüklerinden Şeyh Ali Semarkandî (K.S) burada medfundur ve türbesi ilçenin güney cenahında yer alan merkez kabristanındadır.

                 Şeyh Ali Semerkandî (K.S) milâdî 1300 yılında Isfahan’da doğmuş, Hazreti Ömer’in dördüncü batından nesline mensup torunu olup, Peygamberimiz Hazreti Muhammed (SAV)’e ulaşan akrabalığı vardır. Menkıbeye göre bir gün rüyasında Peygamberimizi görmüş ve Peygamberimiz kendisine hitaben “Ey Ali seni manevi evlatlığa kabul ettim. Öyle bir yöreye git ki beni ziyaret edemeyen fakir, mazeretli, parasız ümmetlerim seni ziyaret etsinler. Sen benim varisim olduğun için beni ziyaret etmiş gibi olurlar”diyerek iltifatta bulunmuştur. Bunun üzerine birçok ülkeye ve yöreye seyahat yaparak, Alanya ve Konya’ya da uğradıktan sonra Çamlıdere’de karar kılmış ve buraya yerleşmiştir.

            Uzun hayatı boyunca yörenin fakir ve gariban halkını irşâd etmiş, öğrenciler yetiştirmiş ve halen yörede anlatılmakta olan birçok keramet göstermiştir. Milâdî 1442 yılında 142 yaşındayken Çamlıdere’de vefat etmiş ve buraya defnedilmiştir. Günümüze kadar her kuşaktan Çamlıdereli’nin gönlünde manevi mimar olarak yer etmiştir.

      O gün bugündür her Çamlıdereli, bir vesileyle Çamlıdere’den ayrılırken ya da Çamlıdere’ye döndüğünde veya önemli bir işe başlangıç yaparken önce türbeyi ziyaret ettikten sonra yapacağı işe koyulur, bu yöremizde bir gelenek olmuştur.

             Çamlıdere Belediye Başkanlığı öncülüğünde hayırsever kişi ve kuruluşlarında katkılarıyla Seyh Ali Semerkandî türbesinin yanına, oranın mistik yapısıyla uyumlu bir cami ve külliyesi yapılmıştır. Külliye içinde ziyaretçilerin oturup dinlenebileceği ve bir şeyler yiyip içebileceği kafeteryalar ile küçük satış yerleri ve stantlar bulunmaktadır.

   

            Burada yöresel el sanatları ürünlerinin yanı sıra, yine yöreye ait tüketim maddeleri de satılmaktadır. Burası her mevsim gelip geçenlerin vazgeçilmez uğrak yeri olmakla birlikte, özellikle mübarek gün ve gecelerde kafileler halinde gelen ziyaretçilerin akınına uğramaktadır. Bu da türbe ve çevresine olduğu kadar, ilçeye ayrı bir canlılık katmaktadır. Külliye içinde yer alan müze ise görülmeğe değer; ne zaman orayı ziyaret etsem bir anda çocukluk yıllarıma giderim veadeta o günleri bir daha yaşarım.

           

          Henüz hızlı kentleşmenin başlamadığı yıllarda hayatının bir bölümünü köylerde geçirmiş olanlar oraya girince, o yılların vazgeçilmez bilumum araç gereç, alet ve edevatını orada görüp anılarını yâdediyorlar. İlkokul beşinci sınıfın son günlerinde diploma için ilk vesikalık fotoğrafımı çektirdiğim fotoğraf makinasını orada görünce çok duygulandım. O üçayaklı tarihi fotoğraf makinasıyla birlikte bir fotoğraf çektirmeyi de ihmal etmedim.

         

         Külliye ile kabristan arasındaki küçük vadide kurulan açıkhava botanik müzesi de hem külliye çevresiyle bir ahenk oluşturmuş, hem de ilçe merkezi ve çevresiyle örtüşmüştür. Çamlıdere ilçe merkezindeki kamu binaları ve yerleşik halka ait evler, yine belediyenin katkılarıyla klasik Ankara evlerinde olduğu gibi

kirli beyaz kahverengi tona boyanmıştır. İlçe merkezine yüksekçe bir yerden bakan ya da geniş açı çekilmiş bir resmini gören herkeste hayranlık uyandırıyor. İlk kez görenlerde Çamlıdere’nin kadim zamanlardan günümüze kadar otantik yapısı korunagelmiş, minyatür bir yerleşim yeri intibaını uyandırıyor. Son yıllarda ilçe merkezinden bağımsız olarak, yakın çevrede ormanlık yerlerin açık alanlarındasiyasetçilerin, bürokratların, çeşitli meslek mensuplarının veya yöreye ilgi duyan yabancıların oluşturduğu birçok köykent tabir edilen yerleşim yerleri kurulmuştur.

            Yöreyle bütünlük oluşturan bu sitelerde müstakil lüks evler, villalar ve farklı mimari tarzda mesken olarak kullanılan binalar ve sosyal tesisler buraya yolu düşen herkesin ilgi odağı olmaktadır.Bu evlerde genellikle hafta sonları ve kısa tatil günlerinde gezi ve dinlenme amaçlı oturanların, her ne kadar ilçenin nüfus ve demografik yapısı, ekonomisi ve sosyal yapısıyla pek ilişkisi olmasa da yörenin doğal görünümüyle bütünleşerek bir ahenk oluşturduğunu söyleyebiliriz.

         Çamlıdere yaylası ise görülmeğe değer bir başka tabiat köşesidir. Buranın güzelliklerini anlatmak için belki sözcükler yetersiz kalabilir. Mesleğim gereği ülkemizin değişik yerlerinde bulundum, pek çok yöreyi gezip görmek kısmet oldu. Karadeniz yaylaları dâhil birçok yörede yayla ve mesire yerleri gördüm, ancak Çamlıdere yaylasının üzerine yayla görmediğimi söylesem abartmış olmam.

         

         Yemyeşil ormanın eteğine böğür böğüre serpiştirilmiş klasik yayla evleriyle birlikte, son yıllarda yeni mimari usulleriyle yapılan modern evler ve yaylanın genel görünümü görenleri hayran bırakıyor. Yaylanın eteğine yapılan suni göl ile etrafındaki tesisler ve oyun alanlar yaylayla apayrı bir çekicilik katmış. Ne zaman Çamlıdere’ye gitsem, mutlaka buraya uğrar bir kaç saat tefekküre dalıp kendimi dinlerim. Çamlıdere yaylasının az ilerisinde yer alan Aluçdağı festival ve mesire alanı da her mevsim doğa tutkunlarının ve piknikçilerin uğrak yeri olmaya devam ediyor.

 

Eskiden bu alanda Geleneksel Aluçdağı Festivali ve Yağlı Güreşleri yapılırdı. Çocukluk yıllarımdan hatırlıyorum; bilhassa çocuklar ve her kesimden insanlar, genelde her yılın Temmuz ayında yapılan festival gününü iple çekerlerdi adeta. Festival için köylerden, Ankara’dan, yakın ve uzak çevreden akın akın insanlar buraya gelir, alan insanlarla dolup taşardı. Festival birkaç gün sürer, yağlı güreşlerin yanı sıra müzik ve çeşitli gösteriler de yapılırdı. Festival günleri birtakım alış verişler için bir bakıma panayır işlevi de görürdü. Akşamları Çamlıdere yaylasında “sinsin” ateşi de yakılır, yöreye özgü “sisin oyunu” oynanır ve eğlenceler tertip edilirdi.Şehrin stresinden bunalmış ya da köylerde iş yoğunluğundan yorulmuş insanlar birkaç günlüğüne de olsa doyasıya eğlenirlerdi. Çoktan beri festival ve güreşler yapılmadığı için günümüzde artık burası mesire alanı olarak kullanılmakta, ayrıca bazı kurum ve kuruluşlara toplantı amaçlı da tahsis edilmektedir. Çamlıdere’ye her gittiğimde uğramadan edemediğim yerlerden birisidir.

Çamlıdere’nın hemen kuzey kesiminde yer alan Çamkoru Tabiat Parkı ve mesire alanı da doğa tutkunlarının ve gezginlerin her daim uğrak yerlerindendir. Burada son yıllarda izcilik kampı olarak da kullanılan Cumhuriyetimizin ilk yıllarında inşa edilmiş ahşap bir köşk ile bazı kurumlara ait birkaç tesis bulunmaktadır. Yemyeşil ormanın ortasındaki açık alanlarda piknik masaları, yürüyüş parkurları ve sportif oyun alanları vardır. Hemen hemen her mevsim özellikle hafta sonları piknikçiler ve doğa tutkunları akın akın bura gelirler.

       Uzun zamandan beri onarım ve düzenleme çalışmaları nedeniyle ziyarete kapalı olan gölet ise doğal yapıyla öyle güzel örtüşmüş ki etrafıyla adeta kartpostallık bir manzara oluşturmaktadır. Burada çeşit çeşit doğal bitkiler ile çiçeklerin bütün türlerini görmek mümkündür. Ayrıca birçok kuş türünün yanı sıra belirli mevsimlerde yaban hayvanlarına da rastlanır. Çamlıdere ve Doğa Dostları Derneğindeki arkadaşlarımızla birlikte geçmişte Çamkoru’da birkaç kez kültür sanat ve şiir etkinlikleri yaptık. Yurdun çeşitli yörelerinden gelen misafir sanatçı ve şairler burayı görünce hayranlıklarını ifade etmişler, Çamlıdere ve Çamkoru’nun güzelliklerini anlatan şiirler ve yazılar kaleme almışlardır. İlçenin doğu cenahında birkaç kilometre mesafede bulunan ve bazı yöresel türkülere de esin kaynağı olan Benli Yaylası da görülmeğe değer doğal güzelliklere sahip yerlerdendir. Benli Yaylası bir mesire alanı olduğu kadar birkaç köyün, yeni adıyla mahallenin ortak kullandığı yaylasıdır.

       Burada da geleneksel yayla evlerinin yanı sıra yeni tarzlarda doğa evleri de yapılmıştır. Yaylada evleri bulunun yöre halkından başka doğa tutkunlarının ve piknikçilerin sıklıkla gittiği tabiat köşelerinden birisidir. İlçenin güneyinde çevre yoluyla sınır olan Çamlıdere Baraj Gölü Ankara’nın su ihtiyacın tamamen karşıladığı gibi, çevreye de apayrı bir güzellik ve canlılık katmaktadır. Baraj ve çevresi de gezginlerin ve doğa tutkunlarının uğrak yerlerindendir. Çamlıdere ve çevresinde hepsini tek tek sayamayacağım nice doğal güzellikler vardır, gezip görmek lazım.

     

       Eskiden Çamlıdere ve köyleri kalabalıktı, köylerin temel geçim kaynağı hayvancılıktı. Büyükbaş hayvancılığın yanı sıra küçükbaş hayvancılık oldukça yaygındı. Özellikle Ankara tiftik keçisi başlı başına her evin temel geçim kaynağını oluştururdu. Her köyde o kadar keçi ve koyun sürüleri olurdu ki çobanlar hayvanlarını otlatmak için merayı paylaşmakta zorlanırlardı. İnsanlar ağır masraflarını “tiftik kırkımına” vermek üzere diyerek pazarlık etmek suretiyle yaparlardı. Bahar mevsimi geldi mi Çamlıdere’de tiftik borsası kurulur, piyasa canlanır, insanları yüzü gülerdi.Her köyde mutlaka cami ve okul açık olur, imam ve birkaç öğretmen görev yapardı. Köyler arasında örfün gerektirdiği dostane komşuluk ilişkileri gayet yüksek seviyedeydi. Örneğin bir köyde birkaç gün sürecek davullu zurnalı bir düğün olduğunda diğer köyleri de “okurlar” yani davet ederlerdi.

Davetli köylüler memnuniyetle bu davete icabet ederek düğün yapılan köye, kendi köylerini temsil eden delikanlılardan oluşan bir grubu gönderirlerdi. Düğün sahibi köylüler misafirleri memnun etmek için her türlü gayreti gösterirlerdi ve bu düğünler kulaktan kulağa efsane gibi yılarca anlatılırdı. Her köyün halkı bilhassa düğün ve bayram gibi özel günlerde, olağanüstü durumlarda diğer köylerle olan dostane ilişkilerine önem verirlerdi. Çamlıdere insanı kalender, gönlü geniş ve misafirperverdir. Özellikle köylerin kalabalık olduğu yıllarda herhangi bir yolcu bir köyde hangi kapıyı çalsa menşeine bakılmadan memnuniyetle misafir kabul edilirdi. Zaten her köyün köy konağı her vakit açık bulundurulur, dönüşümlü olarak evlerden üç öğün yemek gönderilir, misafir ağırlayacak kadar yatak bulundurulurdu. Zamanla birçok yerde olduğu gibi Çamlıdere ve köyleri de hızlı kentleşmeden ve köyden kente göçten fazlasıyla nasibini aldı.                             Günümüzde köyler adeta boşalmış vaziyette, ilçe merkezi de nüfus kaybetmektedir. Nerdeyse her evin aile efradının hepsinin Ankara’da evi var, çocukların eğitimi ve iş durumu gibi nedenlerle genç ve aktif nüfusun tamamına yakını Ankara’da ikamet etmektedir. Adrese dayalı nüfus kayıt sisteminden kaynaklanan nedenlerle herkes ikamet ettiği yere kaydolduğundan, ilçe merkezinin ve köylerin aktif nüfusu aşırı azalmış durumdadır. İlçe merkezinde bir ilkokul, bir ortaokul, lise ve imam hatip lisesi ile bir köy ilköğretim okulu açık durumdadır. Osmansin köyündeki, yeni adıyla mahallesindeki aynı zamanda taşıma merkezi olan bu okulda çevre köylerden taşımalı olarak gelen öğrenciler eğitim öğretim görmektedir. İlçedeki her tür ve derecedeki okulların toplam öğrenci sayısı herhangi bir şehirdeki herhangi bir okulun öğrenci sayısından bile azdır, bu durum bile ilçenin ve köylerin nasıl nüfus kaybettiğini gösteren bir veridir. İlçe merkezinde ve köylerde nüfusun yoğun olduğu yıllarda, gerekilçe merkezinde gerekse köylerde kayda değer bir asayiş sorunu yaşanmaz, hırsızlık dolandırıcılık ve diğer ahlak dışı hadiseler pek olmazdı. Bu yüzden ilçe merkezinde birçok esnaf dükkânlarını kilitlemezler, dışarıdaki mallarını geceleri dahi içeri almazlardı. Münferit nitelikteki birkaç hırsızlık girişimin ise dışarıdan gelenler tarafından yapıldığı anlaşılmıştır.

                Çamlıdere’ye görev icabı gelen kamu görevlileri önce biraz yadırgasalar da kısa sürede buraya alışırlar, halkla kaynaşırlardı. Emekli olduktan sonra Çamlıdere’den mülk edinen ve oraya yerleşen birçok memur bilirim. Ayrıca başka yere atanarak buradan ayrılan bazı memurların zaman zaman Çamlıdere’ye gelip özlem giderdiklerine çok kez tanık olmuşumdur. Günümüzde ilçe merkezi de zaman zaman göç vermektedir. Köylerde ise sadece baba ocağını terk etmek istemeyen ve büyük şehrin sıkıntısına katlanamayan çok az sayıda ihtiyar kadın ve erkek nüfus yaşamaktadır.

          Bununla beraber Ankara’da ve yakın yerleşim yerlerinde ikamet edenler Çamlıdere ile ilişkilerini hiçbir zaman kesmezler, devamlı geliş gidiş yaparlar. Ayrıca şimdi her köyün yeni adıyla mahallenin sosyal dayanışma derneği var. Bu denekler vasıtasıyla cenaze, düğün, bayram ve diğer özel günler vesilesiyle köylerde toplanılır, dayanışma sürdürülür ve birliktelik ruhu her daim diri tutulmaya çalışılır.Çağın değişiminin ve ülkemizin gelişmesinin bir sonucu olan bu durumun, her Çamlıdereli’yi zaman zaman üzüntüye ve kaygıya sevk ettiğini belirtmek isterim. 2007 yılında bir grup hemşerimiz tarafından kurulan merkezi Ankara Şentepe’de bulunan Çamlıdere ve Doğa Dostları Derneği üyesi arkadaşlarımız, bugüne kadar pek çok faaliyeti gerçekleştirdiler. Eğitim, kültür sanat, spor, doğanın korunması ve tanıtılması, birliktelik ruhunun diri tutulması anlamında önemli hizmetler yaptılar ve halen buçalışmalarını sürdürmektedirler. Bu arkadaşlarımızla beraber, geçmişte Çamlıdere merkezinde “Çamlıdere Şiir Günleri” adıyla birkaç kez kültür sanat etkinlikleri düzenledik.

          Dernek aracılığıyla zaman zaman benim de içinde yer aldığım okul ve kurumsal ziyaretler başta olmak üzere, Çamlıdere’nin gelişimine, tanıtımına ve birlik beraberlik duygularının geliştirilmesine yönelik birçok faaliyet gerçekleştirilmektedir. Kuruluşundan bugüne kadar istisnasız her Çarşamba akşamı dernek merkezinde bir araya gelen arkadaşlarımız tam birer Çamlıdere sevdalısıdırlar. Her hafta olmasa da fırsat buldukça ben de bu toplantılara katılırım ve hemşerilerimizle ilçemizin çözüm bekleyen sorunlarıyla birlikte güzelliklerini de konuşur, sohbet ederiz. Geçmişte on beş yıla yakın bir süre yurdumuzun başka yerlerinde kamu görevlisi olarak bulundum. Görev yaptığım yerlerde nereli olduğum sorulduğunda, Çamlıdereli olduğumu söyleyince burayı bilenlerin “Ne kadar güzel bir memleketiniz var” dediklerine çok tanık oldum. İnsanoğlu çoğu kez içinde yaşadığı ya da yakınında bulunduğu yerin güzelliklerinin farkına varamayabiliyor. Özellikle başka yerlerde görev yaptığım yıllarda bende bir Çamlıdere tutkusu ve özlemi yer etti.

       O yıllarda sık sık Çamlıdere’ye gelir giderdim, Çamlıdere sevgisine dair şiir ve yazılar yazdım. Annem, kardeşlerim, birçok yakın akrabam halen Çamlıdere’de ikamet etmektedir. Şimdi Ankara merkezde ikamet etsem de hem sılayı rahimde bulunmak, hem de doğup büyüdüğüm toprakların havasını teneffüs etmek için fırsat buldukça Çamlıdere’ye gider gelirim. Özellikle belirli mevsimlerde gezi ve dinlenme amaçlı mutlaka gider, yukarıda bir kısmını zikrettiğim doğal güzellilerin içinde gezip dolaşmaktan büyük keyif alırım.Başta da söylediğim gibi her Çamlıdereli için Çamlıdere sevgisi, bir tutku ve sevdanın adıdır.

            Güneyinden otoban, kuzeyinden E-5 karayolunun geçmesi nedeniyle ister Ankara tarafından, ister İster İstanbul tarafından Çamlıdere’ye ulaşmak şimdi çok kolay. Halen Çamlıdere’yi görmemişseniz, hayatınızdan çok şey kaybetmişsiniz demektir. Çamlıdere’yi ve Çamlıdere’nin güzelliklerini elbette bir yazı hacmine sığdırmak mümkün değildir, gezip görmek lazımdır. Manevi mimarımız Şeyh Ali Semerkandî’nin “Bir gün herkes mutlaka Çamlıdere’ye dönecek” sözleriyle yazıma nihayet verirken, tüm Çamlıdere sevdalılarına selam olsun.

Yorumlar
Adınız
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.