banner27

DEVLETİN ONARIMA İHTİYACI VAR BU GÖREVİ ÎFA ETMEK BİZE DÜŞÜYOR

 

14 Mart 2022 12:42
DEVLETİN ONARIMA İHTİYACI VAR BU GÖREVİ ÎFA ETMEK BİZE DÜŞÜYOR

* Her biri birbirinden önemli değere sahip olan, halkın içinden seçilerek ve süzülerek gelen bilim ve kültür dünyasının önemli isimleri bir araya gelerek ülkenin sorunlarını masaya yatırdılar. ( Jale Aksoy Demirkıran’ın haberi )

* Başkent Ankara Platformu ve Ankara Meclisi’nin Kurul Başkanları projeler üzerinde fikir alışverişinde bulundular. Çalışmalarını iktidar ve belediyelerle işbirliği içinde yürüteceklerini ifade eden kurul başkanları, gündeme alınması ve hayata geçirilmesi istenen öncelikli projeleri şöyle sıraladılar:

     1- Okumayı Yaygınlaştırmak 2- Tarım Akademisi’nin kurulması, 3- Köy Enstitülerinin ( İsim değişikliği yapılarak ) bölgesel olarak hayata geçirilmesi 4-Şehirden köye dönüş, 5-Üretim ve verimliliğin artırılması 6- Kadın ve gençlerin topluma daha ziyade katkı sağlamaları, Anadolu Birliği’nin kurulmasının temini başta olmak üzere 17 Kurulun hayata geçirilmesi konusunda mutabakat sağlandı.

      Toplantının oturum başkanlığını yapan Genel Başkan Mehmet Akyol, “ Devletin onarıma ihtiyacı var, bu ihtiyacı karşılamak ve bu manada hükümete katkı sağlamak üzere üzerimize düşen görevi îfa etmeliyiz “ dedi.

     Toplantıya iştirak edenler teker teker takdim edildi. Daha sonra müzakereler başladı. Konuşmacıların farklı görüş ve düşünceler ile toplantı renk kazandı. Başkanlığını E.Milli Eğitim Müdürlerinden-MEB E. Baş Müfettişi Cevdet Sezgin’in yaptığı “ Okumayı Yaygınlaştırma Projesi “ tartışmasız kabul gördü.

Çorum Dernekler Federasyonu’nu Ankara’nın Mamak semtinde faaliyete geçirip Genel Başkanlığını yapan Ercan Aksu’nun “ Köye Dönüş Projesi “ konusunda olumsuz ifadeler kullanırken yine bir Çorumlu olan Başkent Ankara Platformu Sağlık bilimleri Kurulu Başkanı Prof.Dr. Ali Çayköylü, “ Şehirden köye dönüş ve verimliliğin artırılması projesinin bir an önce hayata geçirilmesi konusunda görüş bildirdi.

     Devletin ilgili organları ile irtibat kurup Köy Enstitülerinin bölgesel olarak faaliyete geçirilmesi konusunda önemli tartışmalar oldu. Prof.Dr. Anıl Çeçen konu üzerinde yaptığı konuşmasında daha önce Ankara’nın Hasanoğlan beldesinde faaliyette olan Köy Enstitülerinin oluşumu ile ilgili olarak şu anda köy konumunda olan bölgede araştırma ve tanışma yapılmasını önerdi.

Çorum Dernekler Platformu Başkanlar Kurulu Başkanı İsmail Uçakçı köylülerin derneklerinin olduğunu, bu ziyareti gerçekleştirebileceğini söyledi. Tarım Akademisinin kurulması konusu da bir hayli tartışıldı. Gerek Köy Enstitülerinin ve gerekse Tarım Akademisinin kurulmaları konusunda Prof.Dr. Hayrettin İvgin devletin işlevliğine tepki göstererek, iktidarın birçok kurum ve kuruluşu kapattığını bir dönemde bunların yapılmasının (örnekler vererek) hiç de kolay olmayacağını ifade etti ve şunları söyledi:

BİLİM KURULU BAŞKANI PROF.DR. HAYRETTİN İVGİN “ ÜÇ YASA BİZLERİ ÇÖKÜŞE GÖTÜRDÜ “ Prof. Dr. Hayrettin İvgin ilk konuşmayı yapan isim oldu. Tarihe mal olacak bir konuşma yapan Hayrettin İvgin eleştiri ağırlıklı konuşmasında şunları söyledi: 1.1994 yılında çıkan 3966 sayılı ‘Özelleştirme bir diğer adıyla Yap, İşlet, Devret yasası . 2.2003 yılında çıkan 4916 sayılı ( Yabancılara Mülk Satışı) 3. 2012 yılında çıkan 5216 sayılı, Büyük Şehir Yasası. Bu üç yasa bizleri çöküşe götürerek tarım ve ekonomimizi çökertti. Köyleri yok etti, şehirlerimizi beton haline getirdi. Mülklerimiz elimizden çıktı. Hayvancılığımız sıfırlandı. Tarımımızın her alanında mercimek dahi üretememizin esas sebebi, belirttiğim bu 3 yasadır. Köy enstitülerini kuralım.

     Tamam kurduk. Peki kurduktan sonra ne olacak? Tekrar eski halimize dönecek miyiz? Hayır, bu üç yasa buna engel olur. Dikkat ederseniz 1994 yılından bugüne kadar bu operasyonlar yapıldı. Bu bir “BOP” projesinin parçasıdır ve bu projeyi hayata geçirmek için çok çaba sarf edildi. Sağ-Sol davaları oldu, Komünist- Milliyetçi denildi, Alevi-Sünni denildi. Birçok şey icat edildi. Bu projelerin hiçbiri tutmadı ama bu 3 yasa tuttu. Yani Suriye, Irak, Tunus ve Mısır gibi ülkeleri karıştırmak kolaydı.

      Türkiye’yi karıştırmak için çok uğraşıldı. İnsan üzerinden hareket edildi. Toplumlar üzerinden, etnik gruplar üzerinden çalışıldı, çaba gösterildi ama başarılamadı. Lakin bu 3 yasa çıkarılınca bunların üzerinden başardılar. Biz, bundan sonra köy enstitüsü kurarız. Ne işimize yarar? Böyle bir enstitümüz vardır deriz. Ama derdimize bu çare olmaz. Çünkü bu yasalarla beraber tarımsal Kitler kapatıldı. Çünkü bu yasa, tüm bunlara cevaz veriyordu. Mesela, Süt Endüstrisi Kurumu. Böyle bir kurum yok artık. Yem Sanayisi vardı, kapatıldı. YEM-SAN üç beş çapulcunun eline verildi. Üreticilerimiz yem alamayacak, para veremeyecek duruma geldiler. Türkiye Gübre Sanayi A.Ş. vardı kapatıldı. Sigaraları artık Amerika’dan getiriyoruz. SAMSUN, BAFRA ve YENİCE sigaraları kendi ürettiğimiz ürünlerdi. Tütün üretimi bitti. Bu durumda köy enstitülerini kursak ne işimize yarar, kurmasak ne işimize yarar. Zirai Üretim Kurumu vardı. Çiftçiye tarım araçlarını, edevatlarını dağıtıyordu.

      Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğü kapatıldı. Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğü olmazsa Zirai Donatım Kurumu vardı, bitti, kapatıldı. Zirai Donatım Kurumu adı üzerinde ne yapıyordu bu kurum? Çiftçiye tarım aletlerini, edevatlarını dağıtıyordu çiftçiye. Tarım Kredi Kooperatifleri vardı, gerçi hâlâ var, fonksiyonsuz hale getirildi. Kredi alamıyor. Fonksiyonu yok. Orada sadece 3- 5 kişi çalışıyor, onlar da yüksek maaş alıyorlar.

    Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü vardı. Fonksiyonsuz hale getirildi. Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünün yaptığı su kanalları, sulama işlemlerinin alt yapıları, özelleştirmeye açılmış, yani kuzuyu kurdun eline veriyorsun. Toprak Mahsülleri Ofisi vardı, fazlasıyla fonksiyonsuz hale getirildi ki, daha önceden çiftçinin ürettiği fazla mercimeği alırdı, parasını da üreticiye verirdi, mağdur etmezdi. TMO fazla üretimi almadığı için, bu ürünü üretmiyor, vazgeçiyor.

     Ziraat Bankası amaçlarının dışında hareket edecek hale getirildi. İnşaatçıya kredi veriyor, çiftçiye, köylüye, üreticiye kredi vermiyor. Adı üstünde Ziraat Bankası, ziraatle uğraşması lazım. TİGEM, Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü vardı, kapatıldı. Çay İşletmeleri Genel Müdürlüğü vardı. Çaycıların hiçbiri mağdur değildi, ürettikleri çayın parasını alıyorlardı, hallerinden memnundular.

      Fiskobirlik ülkenin alt yapısı çöktü. Sıkıntı budur. Mazotun 23-24 liraya alıyorsak sebebi bunlar. Eğer yağ bulamıyorsak sebebi bu. Bugün dışa bağımlı yaşıyorsak sebebi bu. Yani projeler yapalım, ortaya koyalım ama nasıl uygulayacağız? Biz, Hükümet değiliz. Yapacağımız şey bu kurum olmalı deriz, ortaya koyarız. Bu durumların yeniden oluşturulması lazımdı deriz. Bu projeleri seçilecek hükümete öneririz. Tarım çok önemli. Bunun için yıllar lazım. Tarım akademisi kurulabilir. Bunun için bir dayanağın olması lazım. Bu da, Bir kurumun kendi bünyesi içinde olacak. Yani şahıslar, platform, bir araya gelen müteşebbisler akademi kuramıyor. Onun bir dayanağı olması lazım. Mesela dayanağımız var. Dayanağımız Ankara Meclisi…

      Bu resmi bir kuruluştur. O kuruluşun statüsüne, faaliyetlerine, çalışmalarına bakacağız. Akademi kurma çalışmamız olacak. Dayanağımız bu. Doğu ülkelerinde çok bulundum. Bu ülkelerde akademiler var. Yüksek İlimler Akademisi gibi. Akademi yüz yüze bir eğitim kurumu değil, bir araştırma kurumudur.

         KÖYLER HAPSEDİLEREK EN BÜYÜK ZAYİAT VERİLDİ

* KÖY ENSTİTÜLERİNDEN MEZUN OLANLAR ANADOLU’NUN MUHTELİF YERLERİNDE GÖREVLENDİRİLİR HAKIN AYDINLANMASINI SAĞLALARDI

      Ülkemizde vakıflar, dernekler var. Bunlar dağınık çalışıyorlar. Bunlar 1940’larda tarım seferberliğini desteklemek için kurulmuştur. Burada yetişen Köy Enstitüsü mezunları Anadolu’nun kırsal alanlarında pilot bölgeler seçerek tarımsal atılımda etkin çalışmalar yapmışlardır. Bugün ülkemizde köyler ortadan kaldırıldı, şehirlere hapsedildi. Şehirleri de devletleştirerek başkent Ankara’dan koparmaya çalışıyorlar. Bu önemli hususları görmek zorundayız. İstanbul’da, İzmir’de, Antalya’da Türkiye’nin turistik merkezlerinde çok hızlı bir şekilde dışa açılma çalışmaları yapılıyor.

      Bu çerçevede işe baştan başlamak için köy konusunu, köy kavramını yeniden gündeme getirmemiz gerekiyor. Kırsal alanlara ve köylere dönüş projelerinin daha planlı ve programlı bir şekilde hazırlanması gerekiyor. Bunlar içinde Ankara’da bir insiyatifin çıkması gerekiyor. Ama maalesef, siyasi kadrolar, siyasi iktidarlar bu konularda belirli rüzgarları etkisinde kalıyorlar.

       Türkiye’nin ihtiyacı olan konuları geri itip, uluslararası ortam üzerinde ekonomik ve siyasi baskılarla küreselleştirme süreci içerisinde Türkiye’nin ulus devlet olmaktan çıkmasına neden oluyorlar. İnsanlar marketlerde kavga etmek zorunda kalıyorlar. Bu durum gidişin felaket olduğunu gösteriyor. Bunun da sonu yok. Ancak bu gidişe dur demek için köylere dönüş projesinin kurumlarıyla, kurumsal yapılarıyla birlikte detaylı bir şekilde hazırlanması gerekiyor.”

      Sonuç olarak görüş ve düşünceler tartışıldı ve mutabakat sağlandı. Buna göre Köy Enstitülerinin adını değiştirerek Bölgesel Eğitim Kurumları olarak faaliyete geçirilmesi için iktidar mensupları ile irtibata geçilmesi, Tarım Akademisi’nin ise her hangi bir resmiyet teşkil etmeyeceğini ve kurulmasının ve hayata geçirilmesinin sıkıntı yaratmayacağını, gerektiğinde iktidar, olmazsa belediyelerle işbirliğine gidilmesi karara bağlandı.

                      ZİRVE İSİMLER GÖRÜŞ VE DÜŞÜNCELERİNİ AKTARDILAR 

       Toplantıda şu isimler söz alıp fikirlerini beyan ettiler: Prof.Dr. Hayrettin İvgin, Prof.Dr. Anıl Çeçen, Prof.Dr. Ali Çayköylü, Prof.Dr. Naile Bilgili, Prof.Dr.M.Münir Atalar, Prof.Dr. Ali Bilgili, Doç.Dr. Şeref Kavak, Doğu Türkistan Sürgün Hükümeti Başbakanı Erkin Sabit, Yozgatlılar Vakfı ve Dünya Yozgatlılar Federasyonu Genel Başkanı Durak Turan Düz, Alevi İnanç Birliği Vakfı Başkanı Faruk Ali Yıldırım, Ankara Meclisi Genel Başkan Yardımcısı Veysel Özdemir, Çankırı Dernekler Federasyonu Başkan Yardımcısı Vahit Oğuz, Ankara ve Civarı Dernekler Federasyonu Genel Başkanı Alaettin Süer, Ekonomist –Siyaset Uzmanı ve Mali Müşavir Sefa Varlık, Başkanı Çorumlu Dernekler Federasyonu Genel Başkanı Ercan Aksu, Gazeteci-Yazar Jale Aksoy Demirkıran, Başkentteki Çankırılılar Dernek Başkanı Aydın Öksüz.

       Konuşmacıların dışında toplantıya (tespit edebildiğimiz kadarıyla) şu isimler katıldı:

     İlahiyatçı E.Bürokrat Mustafa Odabaşı, BAŞKON Genel Başkanı Nurettin Doğan, Başkent Ankara Platformu ve Ankara Meclisi Genel Başkan Vekilleri Fuat Turgut ile Musa Ayan, Genel Koordinatör Meral Asiller, Genel Başkan Yardımcısı Veysel Özdemir, Genel Sekreterler Soner Genç ve Sabiha Ulaş Karaosman, Gençlik Kolları Genel Başkanı Furkan Güner, Emekli Albay İsa Çerkez, Doç.Dr. Hüseyin Özçelik, Çorumlu Dernekler Platformu Başkanlar Kurulu Başkanı İsmail Uçakçı, Anadolu Birliği Teşkilatı Kurucularından Emekli Bürokrat Mehmet Altıparmak, Siyaset Uzmanı-Tarihi Araştırmalar ve Sosyal Aktiviteler Üstadı Mehmet Baki, İş Adamı Ümit Kaya, Mucit Ali Sancar, Dr.Zeki Şahin, Anadolu Birliği Teşkilatı Kurucularından Eğitimci, Ahmet Ünsal

Yorumlar
Adınız
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.