Anadolu bir kültür mozaiğidir. Değişik uygarlıkların, değişik insan topluluklarının, değişik halkların birbirlerini etkileyerek ve birbirlerinden etkilenerek geliştirdikleri zengin ve renkli bir kültür mozaiği.

Anadolu sadece bu özelliği ile dünyanın hiçbir yerinde görülmeyecek güzelliklere sahiptir.

Anadolu, dünya mirasına katkıda bulunacak, özgün özelliklerini koruyan binlerce köyüyle tarihi doğru yazmak için bir hazinedir. Kültürel varlığımızın kaynağı köylerimiz, çağdaş ekonomik sistemlerin çıkış noktalarını da barındırmaktadır. Üstünde yaşadığımız bu topraklar somut ve somut olmayan mirasıyla dünya kültür birikimine önemli katkılarda bulunabilecek konumdadır. Bu zenginlik kendisini bölgesel giyim ve dans gelenekleri, yemek kültürü, yerel mimari ve el sanatlarında olduğu gibi eşsiz festival ve kutlamalarda da gösterir.

Bölgemizdeki köylerimizin canlandırılması, bu gelenek ve mirasın korunması açısından önemlidir. Köylerimizin birçoğu o bölgenin özel yerel ve özgün mirasa ev sahipliği yapmaktadır. Özellikle genç nüfusun büyük çoğunluğunun köyleri terk etmesiyle, bu değerler yok olma tehlikesi ile karşı karşıya kalmıştır. Çünkü yeni nesiller gelenek ve göreneklerimizi öğrenememekte, bir sonraki nesle aktaramamaktadırlar. Bir müzede hayatta tutulamayacak bu mirasın sürdürülebilmesinin tek yolu, köylerin hayatta kalmasıdır. Köklü medeniyetlerin temellerini attığı, emek ekip, kültür biçtiği bu köylerimiz yaşamalıdır.

Ülkemiz, son yıllarda gelişmekte olan pek çok diğer ülkeler gibi, köy alanlarındaki iş imkânlarının sınırlı olmasından dolayı köyden kente yoğun bir göç yaşamaktadır. Bu durum köylerin boşalmasına sebep olduğu gibi, kentleri ciddi miktardaki göçü kabul etme baskısı altında bırakmaktadır. Köylerimizin yeniden canlanması köylerin olduğu kadar kentlerin de yararınadır. Fakat yeniden yerleşme sadece konut meselesinin çözülmesi ile sağlanamaz, planın bir de ekonomik boyutu olmalıdır. Köylüler için gelir getiren bir aktivite olmazsa bu çok önemli eylem gerçekçiliğini yitirmektedir. Yaşam kaynağı olan genç nüfusun her anlamda projeye katılması olmazsa olmaz bir zorunluluktur.

Genelde köylülerimiz, topraklarını tarımsal üretim ve hayvancılık amaçlı kullanmak istemektedirler. Bu nedenle toprağın 'ekolojik çiftçilik' açısından sahip olduğu potansiyelin farkında olmayan köylülerimiz, bu yöntemleri takip etmeye cesaretlendirilmelidirler. Geçmişte tamamen terk edilmek üzere olan pek çok köyde toprak yıllardır, hatta on yıllardır kullanılmamış durumdadır. Bu toprak önceki üretimler tarafından tüketilmiş olan besinlerin tamamlanması amacı ile ekilmemesini öngören 'organik tarım' yöntemleri için uygun durumdadır.

Proje kapsamına alınacak tüm köylerimiz, kendi konumuna, çevresine ve kaynaklarına göre en çok hangi uygulamadan fayda sağlanacağına karar verilecek, bu aktiviteler her köyümüz için farklı ve organik tarımdan hayvancılığa, yerel zanaatlardan geleneksel besin üreticiliğine ve köysel turizme kadar değişen bir çeşitlilikte olacaktır.

Sürdürülebilir kalkınma ilkesi çerçevesinde, kırsal ekonominin geliştirilmesi ve iş imkânlarının artırılması, insan kaynaklarının geliştirilmesi, kırsal nüfusun gelirini artırıcı faaliyetlerin desteklenmesi, yaşam kalitesinin iyileştirilmesi, üreticilerin örgütlenmelerinin sağlanması, mesleki-teknik bilgi düzeyinin yükseltilmesi için yaygın eğitim hizmetlerinin sunulması, sivil toplum örgütlerinin kalkınma sürecine katılımlarının artırılması, tarıma dayalı sanayinin geliştirilmesi, girişimcilik kültürünün yaygınlaştırılması ve kırsal toplumun üretkenliğinin güçlendirilmesi, kırsal alanda yaşayan nüfusun gelirini artırmak ve işsizliği azaltmak için yöresel potansiyeli bulunan; turizm, el sanatları, hayvancılık, dokumacılık gibi alanlarda girişimcilerin desteklenmesi, sosyal ve kültürel hayatın zenginleştirilmesi, kırsal çevrenin korunması ve geliştirilmesi gerekmektedir.

Sivil Toplum Örgütleri bir ülkenin en önemli organlarından biridir. Bugün dünyada ve ülkemizde sivil toplum kuruluşları, eğitim, sağlık, kültür, sanat, spor, çevre, turizm, dayanışma, gençlik, engelliler, ekonomi ve sosyal hizmetler alanında faaliyet göstererek, kamu yükünü azaltmakta ve devletine yardımcı olmaktadır.

Yerel aktörlerin başında yer alan sivil toplum örgütleri toplum içinde birliği ve katılımcılığı sağlamaktalar, ayrıca yerel dinamikleri ve sahip olduğu insan kaynaklarını kullanarak kamu yararına çeşitli kilit projeler üretmektedirler. Bu projeler sayesinde, hem kamunun yükünü azaltmaktalar hem de bölgenin kalkınmasında önayak olmaktadırlar.

Avrupa Birliği’nde sivil toplum örgütlerinin bölge kalkınmasında büyük bir öneme sahip olduğu görülmektedir. Bu sivil toplum örgütleri üstlendiği gelir getirici faaliyetlerle birlikte bölgesel kalkınmada uluslararası fonlara olan bağımlığı kaldırmıştır. Ayrıca Avrupa Birliği’ni kuran anlaşmalarda da sivil toplum örgütlerine Sosyal Avrupa’nın inşası için önemli görevler verildiği görülmektedir.

Kırsal alanda faaliyet gösteren STK‘ların, ulaşılması zor gruplara hizmet götürmesi, toplumsal bilinci artırması, yaygın eğitim süreçlerine katılımı motive etmesi ve desteklemesi konularında daha fazla sorumluluk almasına ihtiyaç vardır. Sivil toplum örgütlerinin de bu ihtiyacı karşılayacak kurumsal güce ulaşmalarının sağlanması amacıyla eğitim birimlerini ve örgütsel yeterliliğini sağlayacak uzmanlarını güçlendirmeleri gerekmektedir. Üreticilerin eğitim ve örgütlenme düzeyleri yükseltilerek, kolektif etkinlikleri de artırılmalıdır.

Ülkemizin AB’ye uyum sürecinde, kırsal kalkınma çalışmalarında katılımcılığın geliştirilmesi çok büyük önem arz etmektedir.

Türkiye’nin kırsal kalkınma hedeflerinin, AB’nin kırsal kalkınma politikalarına paralel olması gerekmektedir.

Avrupa Birliği’nde (AB) kırsal alanlar gerek bu alanlardaki yoğun insan-doğa ilişkileri ve gerek bu alanların kendine özgü toplumsal ve ekonomik yapıları sebebiyle kompleks alanlar olarak ele alınmaktadır.

Bu alanlarda, tarım ve ormancılığın yanında turizm, küçük ve orta ölçekte sanayi ve el sanatları gibi iktisadi faaliyetler önemli yer tutmaktadır. İnsanlar ekolojik açıdan da değerli olan köylerinde, pazar ve sosyal tesisler kurmuşlar, kentli insanlarla da sürekli etkileşim halinde bulunmaktadırlar.

Yukarıdaki nedenlerle; bölgemizde, kırsal yaşam şartlarının iyileştirilmesi, tarımsal, ekonomik, sosyal ve kültürel kalkınmanın sağlanması öncelikli bir konudur. Bu bakımdan AB üyesi ülkelerde kırsal alandaki yerel kuruluşlar tarafından kırsal kalkınma konusunda ne gibi çalışmalar yapıldığının yerinde görülmesi, kırsal kalkınma hizmetlerinin incelenmesi, karşılaştırılması ve farklılıkların bölgemizde uygulanmasına ihtiyaç duyulmuştur

Kırsal alanla ilgili hizmet veren kamu ve özel kuruluşlar, meslek kuruluşları, sendikalar, vakıflar, üretici birlikleri ve dernekler, Kırsal alanı bir bütün olarak ele alarak, kalkınmayı etkileyen tüm etmenler birlikte değerlendirecek, aktif katılımcılık sağlayarak, yerel iş birliği yapacaktır.

Bu proje ekibi ile; kırsal alanda ekonomik ve sosyal gelişmenin sağlanmasına yönelik uygulamalar,gelir düzeyinin yükseltilmesi, tarımsal üretim, tarımsal sanayi ve tarımsal pazarlama altyapısının geliştirilmesi, gıda güvenliğinin güçlendirilmesi, kırsal alanda alternatif gelir kaynaklarının oluşturulması.

İşsiz gençlere yönelik açılan mesleki eğitim kursları, ve girişimcilik kültürünün yaygınlaştırılması için yapılan çalışmalar; kırsal kesimde aile tipi, çocukların öğrenim durumu, kadınların doğum oranı ve öğrenim durumları, kadın işgücünü değerlendirilmesi, kadının aile içindeki rolü

Üreticilerin örgütlenmesi,  sivil toplum örgütlerinin kalkınma sürecine katılımları, kırsal alanda kamu kesimi, sivil toplum kuruluşları, üretici örgütleri ve özel kesim arasındaki yerel işbirlikleri, kırsal alanla ilgili hizmet veren kuruluşlarının görev ve sorumlulukları, faaliyetleri personellerin çalışma düzeni, iş ahlakı ve sosyal etkinlikleri, belde ve köylerin yerleşim şekli, yönetim tarzı, içme suyu, kanalizasyon, sulama, köy sosyal tesisleri, okul, sağlık ocağı, kültür ve sanat evi, ulaşım, haberleşme gibi alt yapı çalışmaları; eğitim, sağlık, sosyal güvenlik, barınma ve haberleşme hizmetlerinden yaralanma, tarımsal ürünleri değerlendirme, kırsal çevreyi koruma  ve geliştirme, kırsal turizm, yöresel el sanatları, kültürel etkinlikler, gibi sosyal, kültürel ve ekonomik alanlardaki hizmetler yerinde incelenerek analizininyapılması, elde edilen bilgi ve tekniklerin ülkemize aktarılarak bölgemiz kırsal kalkınma çalışmalarında kullanılması ile ilgili projeler üretip Ankara’daki Tüm ilçe ve köy derneklerimizle birlikte bu hedeflere ulaşmayı amaçlamaktayız.

 

 Sebahattin Gökmen

Ankara Meclisi Eğitim-Öğretim Kurulu Başk. Yard.

                                                                                                              ANKA-DER Ankara Eğitim ve Kültür Derneği Başkanı

Yorumlar
Adınız
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.