Hareketli bir yapımız var. Belki de " Türk'ün üçü bir araya gelince ya devlet yıkar, ya devlet kurar " özdeyişinden ruhumuza işleyen bir cevvaliyetten dolayı herkes benim diyen bir liderlik sevdasına değil, kara sevdasına tutulmuş durumdadır. Bu özelliğimizi çok iyi takip eden Türk'lük düşmanları ya birilerini bulup parti veya cemiyet kurduruyor; ya da kendi inisiyatifleri dışında çok kutsal amaçlarla ortaya çıkmış girişimcilerin oluşturduğu aktiviteleri bir süre takip edip, gelecek görürlerse o grubun içine sızarak ya kendi yönetimlerine almaya ya da en azından kuruluş amaçlarından saptırarak amaçlarına ulaşmalarına engel olmaya çalışıyorlar.

      Ne yazık ki amip gibi çoğalıyor partiler. Malum tek hücreli yaratıklar çok fonksiyonlu değildirler. Gerek hareket kabiliyeti, gerekse üretim, tüketim, çok yönlü kapasite ve de becerileri sınırlıdır. Dolayısıyla bu kadar çokluğun tekliğe dönüşmesi mümkün değildir. Hele de samimiyetleri, yetenekleri dayandıkları güçler sorgulanmaya elverişli ise birliğin sağlanması mümkün değildir. Bu şuna benziyor. Küçükken “ Gulliverin Yolculuğu “ diye bir kitap vardı.

      Gulliver bir gemi seyehatında fırtınaya tutulur, gemi batar ve dalgalar kendisini bir adanın kumsalına bırakır. Bir süre sonra kendine gelir, bakar ki yüzünde ellerinde küçücük insancıklar dolaşıyor. Silkinip kalkmak ister, ne mümkün…Bırakın kalkmayı başını bile döndüremiyor. İnce ince iplerler saçının her telinden yere çivilemişler. Dev gibi Gulliver, parmak insanlara esir olmuş, pes etmiştir.

        Anlatmak istediğim şey şudur; bu kadar çok parti devleti çaresizliğe düşürür. Yüz küsür tane parti kurulup hala doldurulamayan boşluklar varsa bu hususu çok iyi irdelemek lazımdır. Elbet ki, samimiyetine, millet sevgisine, iyi idare edilememekten dolayı çare olmak arzusu ile harekete geçen kimseler vardır; onları vareste tutarsak bir çoğunun güdümlü olduğu veya şahsi hırslarından dolayı ortaya çıktığı da bir vakıadır. Aşırı hırs ve menfeatçilik her zaman kullanılmaya elverişli bir durumdur. İngiliz tarihçi A. Toynbee 1960 yılında yazdığı bir kitapta şöyle diyor: “Güney Müslümanlığı, EŞARILIK (Fas’tan Arabistan’a) bizim için tehlike olmaktan çıkmıştır. Bir şeyh satın alır hepsini yönetirsiniz. Bizim için Kuzey Müslümanlığı MATURIDILIK (İstanbul’dan Buhara’ya kadar Türk bölgesi tehlikelidir.

           BUNLAR BİLİMLE BARIŞIKTIR. O NEDENLE HER ZAMAN ATATÜRK GİBİ BİR ASİ ÇIKABİLİR…Önlemi şimdiden alınmalıdır.” Dikkat edilirse, Türkiye de eskiden beri mantar gibi çoğalan tarikat şeyhleri vasıtasıyla cahil insanlarımızın istedikleri yöne kanalize edilmesi bir yana, şimdide korkulur ki, aynı kanaldan parti başkanları bulunup onun vasıtası ile etrafına toplanan kimseleri istedikleri yönde hareket ettirerek; bir türlü hazmedemedikleri Anadolu da ki varlığımızı Orta Asya’ya sürerek huzur bulma yolunu arayabilirler. Böyle bir girizgahtan sonra Şimdi:

     KURULACAK PARTİLERİN KALICI OLMALARI NEYE BAĞLIDIR. a) Lider b) Kadro c) Partinin bağlı bulunduğu ideal ç) Partinin programı d) Partinin göz diktiği seçmen kitlesi…(Taban) LİDER: Toplum tarafından bilinen veya yeterince tanınmayan birisi olabilir. Önemli olan liderlik vasıflarına haiz olması. Türk Milleti tarih boyunca liderlerin peşinden gitmiştir. Ama töreye uyan ve tek başına karar vermeyen, milletinin menfaatlerini hep önde tutan…

     KADRO: Lider kadrosunu kurarken dar çerçeveden bakmadan, her alanda söz sahibi olacak kimseleri etrafına toplamalıdır. Sadece lider olarak değil, kadro olarak da millete güven vermelidir. Halk bilmelidir ki lider olmasa da bu kadro yönetimi gerçekleştirir. PARTİNİN BAĞLI BULUNDUĞU İDEAL : Devletin ve Milletin varlığını bütünlük içerisinde kurucu felsefeye göre devam ettirmek olmalıdır.

      PARTİ PROGRAMI : Her partinin ideallerine, değerlerine göre bir programı olur. Program her ne kadar kapsamlı olursa olsun, önemli olan yönetim anlayışı ve kadrosudur. PARTİNİN GÖZ DİKTİĞİ SEÇMEN KİTLESİ (Taban) : Yeni kurulacak partinin bu parti enflasyonu içinde kendisine nasıl yer tutup kök salacağı hususunda çok iyi ekspertizler yapıp, planlar, projeler çizmesi gerekir. Şu anda her türlü görüşün siyasi olarak sahipleri var. Onlar canlı kaldıkları sürece tam anlamı ile yerlerini alabilmek mümkün olamaz. Derler ki “ göl yerinde su eksik olmaz.” Dolayısıyla bitti denilse bile yerin derinliklerine sızmış olan su tekrar yeryüzüne çıkar. Onun içindir ki orada kök salmak çok zor olur. Gerek milliyetçi, gerek sol görüşlü, gerek islami, gerek liberal vs partiler yıllardır faal haldeler. Her ne kadar kendilerine miğfer seçtikleri idealleri tam yansıtamasalar da burası benim çöplüğüm modunda devam ediyorlar. Geriye, bu partilere gönül verip, aradığını bulamayan insanların en büyük parti oyuna sahip olacak kadar bir yeküne ulaştığı; ayrıca gidecek yer bulamadığı için boşlukta kalmaktansa bir partiye mensubiyet ilintisini devam ettiren ama gözü-kulağı ile de gelişmeleri takip eden büyük kitlenin varlığını düşününce yapılması gereken tek şey kalıyor.

      Nedir bu tek şey? Öncelikle hiç kimseyi ötelemeyen, senin kaşın eğri, senin gözün mavi, sen aksak yürüyorsun, sen falancayı sevmiyorsun gibi özellere girmeden bir ana miğfer etrafında herkese yer açmak…Partinin kişilere değil esas, temel seçilen unsura (Devlete-Millete-ideallere) yani genele hizmet etmeyi prensip haline getirmek…

     YANİ : Mevcut partiler tekil ve tekel fikirlerle hareket ettiği için, ara renkleri kullanmadıklarından dolayı kucaklayıcılık ilkesini es geçiyorlar. Bu da insanlar arasında önce sürtüşmeyi, devamen de neredeyse düşmanlık ruh halini yaşattığından dolayı birlik-beraberlik ruhunu yok ediyor. Hatta bu durmdan menfeat ummalarına sebep oluyor. Bütün bunları yok etmek amaçlı, inançlı yukardaki anlatılanların da dikkate alınması halinde kurulacak olan parti, her ne kadar yüzün üstünde parti kurulmuşsa da başarılı olabilir.

     Önemli olan kendisnin farklı olduğunu halka anlatabilmesidir. 

Yorumlar
Adınız
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.