Bu kavramı Gazzali farklı anlamış, filozofları tekfir etmiş… “Hocam kafamda cevap bulamıyorum; Kur’an, ehli kitap için neden farklı ayetler sunuyor ve tümel değerlendirme yanlışından mı kaynaklı?”

         Bu, tefsir usulünde müşkilin vehmi konusuna girmektedir. Ayetlerde tevakkuf (askıya alma, durmak, beklemek), en son çare demişler müfessirler.

       “Bunları çelişki olarak görmeli miyiz?” Görmek göreceli bir kavram. Nerden bakıldığı, neyin algılandığı, ne şekilde inanıldığı, nasıl kotarıldığı, neyin sunulduğu, tarihsel bağlam içinde nerede, ne için, neyin parlatılıp köpürtüldüğüne iyi bakıp analiz ve sentez ile sonuçlandırıp değerlendirmek daha sağlıklı olabilir. “Hocam batıda kölelik var mı? ”

     Vardı. Örneğin, Heidi çıplak ayaklıydı; çünkü çıplak ayaklar, erkek ya da kız bütün “köle çocukları” diğer çocuklardan ayıran keskin uçurumun simgesiydi. İsviçre’de… Heidi’nin ayakları ayakkabısızdır. Hür olanlar giyebilirdi. İsviçre’de köle pazarı vardı.

       Heidi’yi hatırlayın. Onun büyükbabası olarak izlediğimiz yaşlı çiftçiyle arkadaşı Peter’in ayakkabıları varken Heidi, keskin taşların üzerinde ve soğuk havalarda bile hep çıplak ayak koşar keçilerin peşinden. Heidi, İsviçre’nin toplumsal tarihinde hatırlanmak istenmeyen bir gerçeğin simgesidir ve onun çıplak ayakları bugün çocuklara karşı işlenmiş bir suçun meydana getirdiği utancın üzerinde koşuyor. İsviçre’de 1789 yılında 14 yaşından küçük çocukların fabrikalarda çalışmaları yasaklandı.

     Ama çocuk sömürüsü için yeni bir kapı açıldı ve İsviçre, 18. yüzyılın sonundan 1960’lı yılların başına kadar çocuk emeği sömürüsünün örneğine az rastlanan bir biçiminin uygulama alanı oldu. Devlete borcu bulunan ya da boşanan çiftlerin, fakir ailelerin çocukları, yetimler, ailesi cezaevinde olan ya da kendisi suç işleyen çocuklar, devlet ve kilise vasıtasıyla, çalıştırılmak üzere başka ailelerin yanına yerleştirilirdi.

     Ancak 1974 yılında yasayla kaldırılan bu uygulamada, papazların önderliğinde ailelerden toplanan çocuklar çiftliklere kiralık olarak verilir veya şehirlerde kurulan çocuk pazarlarında, dört yaşındaki çocuklar bile, ev ve çiftlik işlerinde çalıştırılmak için satışa çıkarılırdı. Bu andan itibaren, çocukları arayan, sorunlarını dinleyen işkence gördüklerinde sahip çıkan olmazdı. Çünkü toplumun gözünde onlar, suç işleyen, boşanan, fakir düşmüş ailelerinden “kurtarılmış” çocuklardı.

      Böylece, ahırlarda hayvanlarla birlikte yaşayan, çoğu kez bir çuvaldan ibaret elbiseleri içinde hemen her zaman aç olan bu çocuklar, toplumsal hayatın olağan, sıradan bir parçası olarak kabul gördü. Bunun bir tür kölelik sistemi olduğu idrak edildikten sonra bile, uzun zamanlar boyunca İsviçre’nin konuşmaktan dahi kaçındığı bir tabu hâlinde üstü örtüldü.

       “Allah’ın halifesi deyimi doğru mu?” Allah'ın halifesi söylemi tartışılmıştır. Halifeliğin bir Arap kültürü olduğunu söylemişler. Peygamberimiz halife değildi. Katliamlar halifelik adına olduğunu bazı tarihi olaylara bakarak bir kanaat de oluşmuştur. Ödevlendirilen ve Allah adına yapılan girişimler bizi sükût-u hayale uğratmaktadır. Ebu Cehil de zulmünü Allah adına yapıyordu ve Kur’an ona tanım olarak müşrik demişti.

       Evet, kültürel din adına din polisliği yapılmamalıdır.

Yorumlar
Adınız
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.